21 Şubat 2010 Pazar

How i met your mother


Şüphesiz hepimiz Amerikan yapımı dizilerden birini izlemişizdir yada izliyoruzdur.Örneğin çok eskiden ben Angel,Buffy gibi dizileri az çok izlerdim daha sonra üniversitede Lost çılgınlığı herkesi sardı.Prison break ardından çok izlenilenler arasında oldu.24,Flashforward,Sex and the city vs vs bi çok dizi varve hepsi güzel fakat aşksa aşk komediyse komedi gerçekten izlenilmesi gerektiğini düşündüğüm dizi How i met your mother'dır. Dizi Ted'in 2030 yılında çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlar ve 2005'e dönerek arkadaşları Marshaal,Lily,Robin,Barney ile yaşadıkları olayları anlatmasıyla ilerler.Hayata bakışları, esprileri, olaylar ve muhabetleriyle insanı içine çeken herkesin görmesi gereken 5.sezonun(duyduğuma göre son sezon) şu anda televizyonda yayınlandığı keyifli bir dizi.Beni dinleyin ve kesinlikle izleyin.

15 Şubat 2010 Pazartesi

St.Valentine's Day


14 Şubat kimine göre efsane, kimine göre ticari amaçlarla uydurulmuş bi gün..

Efsanelerle başlamak gerekirse 3 tane efsane olduğu biliniyor.Bunlardan ilki Valentinus adındaki papaz hapse girer ve hapiste onu yargılayan yargıçın kızına aşık olur, kız kördür.Valentinus'un özel tedavileri vardır ve kızı tedavi etmektedir.Kız hergün ona yiyecekler ve notlar getirmektedir.Papaz infazdan bi önceki gece kıza son bi mektup bırakır sonunda "Your Valentine" yazmaktadır ve böylece kutlanmaktadır


Diğer bir efsaneye gelecek olursak 3.yüzyılda Roma İmparatorluğu güçlü bir ordu istemektedir.Evli erkekler ise eşlerini ailelerini bırakmak ve savaşa katılmak istememektedirler.Bu yüzden gençlerin evlenmelerine izin yoktur fakat papaz Valentinus gizlice bu çiftleri evlendirmektedir.Daha sonra yakalanıp infaza götürülmüştür.14 Şubat günü infaz edildiği için o gün kutlanmaktadır.

Ve son efsaneye gelecek olursak Roma İmparatorluk döneminde tanrıyı onurlandırmak adına festivaller düzenlenmektedir.Zaman geçtikten sonra başka bir tanrı olan Juno(evlilik tanırısı)onurlandırılmıştır.Bu festivaller sırasında kadınlar adlarını bir kağıda yazarak bir kutuya koyarlar ve bekar erkekler kutudan isim seçerek o kızla çift olurlar ve bu festivaler Şubat ayının ortasında başladığı için o zaman kutlanır.

Bu kadar çok efsane var olmasına rağmen bu günü tamamen ticari amaçlarla sadece insanların sevgililerine, eşlerine hediye alması için yapılmış uydurma bir gün olduğunada inanan çok kişi var.

Dün 14 Şubattı ve geçtiğimiz bir hafta boyunca her yer kalpler ve aşk sözleriyle donatıldı.Kim ne düşürse düşünsün böyle bir günü kutlamak bence çok keyifli insan sevdiğini tabiki hergün belli etmeli bir günle sınırlı kalmamalı.Hediye belki ticari amaç katıyor ama maddiyatın bir önemi yok aşk gibi güzel bir duygunun her tarafa yansıması beni hoşuma giden sadece..Umarım bu günü kutlayan herkes iyi vakit geçirmiştir.Kutlamayıp karşı olanlara da saygım var kendileri bilir.Aşkı ve içinde aşkı barındıran herşey güzel ve özel ,herkese aşk dolu yıllar diliyorum. :)

8 Şubat 2010 Pazartesi

İstanbul fashionweek 2010



Uzun aralıklarla yazdığımın farkındayım ama artık ben böyleyim kabul edin beni :)Geçen hafta canım arkadaşım Ece'nin sayesinde gittiğimiz moda haftasından gördüklerimi biraz anlatmak istiyorum.

Biliyorsunuz ki Meg Ryan geldi açılışa ve fuar alanını gezemeden kendini fuar çadırından attı.Açıkçası çokta bişey kaçırmamış doğrusu iyi isimler stand açmışlar fakat çokta ürünlerini koymamışlar.Örneğin; Arzu Kaprol'un standında sadece bi masa vardı katalog ve cd'ler dağıtıyordu mankenin biri..Sordum neden hiç ürün koymadınız diye ? Aldığım cevap biraz küstahcaydı doğrusu."Bizim adımız yetmez mi?" Madem adınız yetiyor gelip niye stand açıyorsunuz reklama ihtiyacınız yoktur yada stand açıyorsan fuar kelimesine uygun olarak bi kaç ürün teşhir edilebilir.Özel ürünlerini koymalarını zaten bekleyen yok ama genede bence hoş değildi.Ayrıca biraz daha firma olsa daha da güzel olabilirmiş.Gidip çok detaylıca olmasada gezmeniz 20 dk bilemedin yarım saatini alır.İstanbul'un böyle bir organizasyona girmesi çok güzel fakat umarım zamanla daha da güzel bir hal alır.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Gün Gelir Devran Döner..

Uzun süredir yazmadığımın farkındayım..Kendimi ingilizce kursuna fazla kaptırmış durumdayım.Bir yandan okul ve bir yandan da kendimi izlemekten alıkoyamadığım "Sex and The City"yüzünden yazmıyorum.Carrie gibi bi köşem yok dolayısıyla belli bi konum yok e tabi bu rutin içinde yaratıcılığımda kaybolup gidiyor.Ama tekrardan yazmaya karar verdim. Fakat bu yazı sadece bi düzeltme olucak.
İlk yazımda nankörlükten bahsetmiştim..Aradan biraz zaman geçti ve fikirlerimin daha da güçlendiğini daha da arkasında olduğumu farkettim..Yanlış anlaşılmalar insanları birbirinden uzaklaştırıyor daha bencil hale getiriyor; ama karşısındakine nasıl bir etki yarattığını düşünmüyor.Herkes kendi penceresinden bakıyor haklıyım diye en fazla yorum getiriyor.Onlar düşünmeye dursun kimsenin yaptığı yanına kalmaz bi gün elbet ortaya çıkar konuşulur.

12 Kasım 2009 Perşembe

Gündeyiz...












Son dönemin en çok izlenen programı artık yavaş yavaş reytingini düşürse de Yemekteyizdir.Programı çoğu kimsenin bildiğini düşünerek bahsetmiyorum ama kısaca bahsedersek yarışmacıya belli bir süre veriliyor o sürede yemeklerini hazırlayıp daha sonra misafirlerine sunup puan alıyor.Bizde üniversiteden kızlarla bunun farklı bir formatı olan Gündeyizi bulduk bunun yarışmadan farkı herkes yemeğini yapıyor ama az biraz annelerden destek alınıyor daha sonra sunuluyor puanlar veriliyor ve en sonundada annelerin yaptığı gün misali belirlenen para veriliyor böylece her hafta azar azar verdiğiniz para size toptan gelince iş görür hale geliyor biz bunu bi tur çevirdiğimizde çok fazla eğlenmiştik ve dün buna tekrardan başlasak mı diye kızlarla konuşur olduk böylece evde otur otur geçmeyen zaman biraz keyifli hale gelebilir.Gün denilince akla sadece dedikodu gelir aslında ama aslında bizim günlerimizde siyasetten ilişkilere ailelerden dine okul hayatına iş hayatına dair pek çok şey konuşulup tartışılıyordu.Billurun evindeki tatlısına ad verme çabamız,benim evimdeki çay servisindeki aksaklıklar,ahudaki salatayı ebrunun kusana kadar yemesi,pervisin evindeki derin sohbetlerimiz hafızamdan silinmeyenler arasında..Kimseyi bilmem ama ben çokta keyif alıyordum umarım tekrardan böyle bir aktivite en azından iş bulana kadar yaparız canım arkadaşlarım benim=))

10 Kasım 2009 Salı

Ata'ya Saygı(sızlık)


10 Kasım denilince akla ilk ve tek gelmesi gereken birinin doğumgünü olması dışında Atatürk'ün ölüm yıldönümü olmalı diye düşünüyorum, her ne kadar devlet büyüklerimiz(!) bugünü sıradan görüp başka gündem konularını bir gün erteleyemeyip tartışıcak kadar önemli bulup diğer günlerden ayırt etmese de bu böyle..Ama devletin bunu böyle görmesi çok normal çünkü bu hale getiren bu ülke vatandaşları yani bizleriz.Bugün Anadolu Hisarındaki okuluma giderken arabayı park etmemle siren seslerinin duyulması bir oldu.Sirenin başlamasıyla tüylerim diken diken oldu,sanki Atatürk'ü o an kaybetmişçesine o acı siren sesi benim içime işlerken,benim gibi öğrencilerin umrunda olmayıp gülme sesleri gerçekten beni üzdü.Onlara o üniversitede kızlı erkekli okuma şansını veren bi insana ayırıcak 1 dk bile olmaması bence içler acısı..Halimi sadece okulda hoca olduğunu tahmin ettiğim bir bey anladı ve eminimki oda aynı fikirdeydi..Bu kadar zormuydu 365 günde 1 dk ayırmak,çok mu önemliydi konuşmaları,Atatürk bugün yaşasaydı bence o öğrencilerin yüzlerine bile tükürmeye tenezzül etmezdi.Sadece Atatürk için değil o öğrencinin dedeleri ataları da bu ülke için canla başla savaşmamışmıydı refah için laiklik huzur ve özgürlük için bağımsızlık için yapılmamış mıydı bunca savaş? Bu kadar duyarsızlık bana pes doğrusu dedirtti.Daha sonra o öğrenciler özgürlük demeyi öğrenci hakkı demeyi yürüyüşler protestolar yapıp devlette baş kaldırmayı biliyorlar ama asıl mesajı vermeleri gerektiğinde herkes kendi derdinde..Bu ülke böyle öğrencilerin eline geçicekse bundan 50 sene sonra ne vatan sevgisi kalır ne Atatürkçülük..Çok güzel bir laf vardır bilmem bilirmisiniz "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır." Bence bir öğrencinin Atatürk için ayıracak 1 dakikası yoksa bu ülke içinde hiçbir hayrı yoktur..