6 Kasım 2011 Pazar

%100 Türk Sermayeli Şirket




Devlet istihdam artsın diye girişimlere vergi indirimi vs teşvikler yapmasına rağmen bu şirketlerde çalışmak yerine uluslararası firmada çalışmak isteyen insanlar benim etrafımda daha çok ki bende bunu talep eden biriyim neden mi? Çünkü bende %100 Türk sermayeli bir şirketteyim ve sonuçları açıklıyorum;


1-Türk firmalarında çalışmak patron şirketinde çalışmak demektir her zaman bir patron vardır.Ve her şey için onun onayı olması gereklidir.Çalışan olarak yetkin yoktur sorumluluk vardır.Bunun sebebi ise güven meselesidir.
2-Çok yüksek maaşlar alamassınız bu devirde iş bulduğuna şükret gibi bir yaklaşım söz konusudur.Sen gidersin başkası gelir gibi bir mantık vardır çünkü herkesin her işi kısa sürede öğrenebileceğine ve işi götürebileceği şirket misyonudur.
3-29 Ekim,23 Nisan gibi Türklerin ulusal bayramları Türk şirketinde enteresan şekilde kutlanmaz.Şirket tatil olmaz işleyen demir ışıldar atasözünden yola çıkarak sadece "çalışmak"vardır.Ama uluslararası bir şirkette bu bayramlara saygı vardır ve yapması gerekenler yapmazken yabancıların saygısı bizim firmalarımızın acı şekilde önüne geçmektedir.
4-Sadece bunlada kalmaz %99,9 Müslüman bir toplum olan Türkiye'de dini bayramlar olan Ramazan ve Kurban bayramları da çalışılarak kutlanır.Uluslararası firmalarda (insanların ecnebi yada gavur gibi terbiyesizce aşaladığı yabancı ortaklı yada yabancı firmalarda)Kurban ve Ramazan bayramlarına saygı gene sözkonusudur,çalışanlar bayramını kutlar tatilini yapar bunu şirketine göre Noel ve Paskalya tatilleri de zaman zaman sürdürür.
5-Terfi gibi imkanlar yoktur olsa da çok bişey ifade etmez çünkü her zaman patron vardır ve son sözü o söylemektedir.
6-Mesai ücreti yoktur.Çünkü çalışmak senin esas görevindir ve kalacağın mesaide senin zaten yapman gerekendir.
7-Yaptığın işe ekstra işler eklendiğinde bunun bir karşılığı yoktur.Bir kereliğine yaptığın iş senin görevin olur çıkar üstüne kalır.

Ve bunun gibi pek çok dezavantajı vardı bu gibi firmaların artılarından bahsetmek gerekirse,

1-Patronla aran iyiyse işten çıkarılma gibi kaygılar asla yaşamassın
2-Patron şirketlerinde patronu görmek kolaydır.Sadece adı bilinen ama konuşulması görüşülmesi imkansız kişiler değildir derdin oldumu direk kendisiyle görüşebilirsin.
3-Eğer içinde biraz hinlik biraz cinlik varsa şirket içindeki olayları patrona yetiştirmen patron tarafından iyi çalışan olarak adlandırılır ve takdir edilirsin.
4-Patronun yada etrafındakilerinin güvenini kazanmak senin yükselmeni kolaylaştırır ve yıllarca beklemeden sıfat sahibi olursun.
5-Başarılı bir iş yaptığında yada seni kaybetmek istemediklerini anladıkları anda maaşın %100 artabilir.
6-Çok sıkı bir disiplin yoktur.Çok katı kurallar yoktur.

Buralardan yola çıkarak bakarsak insanın hayatta ne istediğiyle alakalıdır işinin iyi ya da kötü olması, her ikisinin de farklılıkları olsa da benim için saygı ve değer gördüğüm yer çalışmak istediğim yerdir.Bir iş yerinde ne kadar uzun saatler çalıştığın değil ne kadar verimli çalıştığın önemlidir.Allah herkesin kalbine göre bir iş versin.Amin




3 Kasım 2011 Perşembe

Sonbahar..


Sonbahar geldi çattı.Tiril tiril giyindiğimiz günler tamamen bitti,saatler geriye alındı.Kış kapıda yani.Havanın erken kararmasından mıdır bilmem mutsuz huysuz ve aksilik geldi üstüme.Dış etkenlerde o denli hayatımızı etkiliyor.İş yerindeki sıkıntılar,bitmeyen kredi kartı borçları,arkadaşlarının mutsuzlukları ve sevgiliyle edilen kavgalar hepsi ayrı sıkıntı ayrı dert.Etrafımakileri şöyle düşündüm gerçekten mutlu bir insan yok.Sevgilisi olanlar sevgilisinden sevgilisi olmayanlar sevgilisizlikten şikayetçiler.Hangisi iyi şu sıralar kestiremiyorum.Tek bildiğim insanın arkadaşsız yaşayamayacağı bi derdim mi var arıyorum anında olağanüstü hal toplantısı düzenleniyor,sorunlar masaya yatırılıyor cılkı çıkmadan konu kapatılıyor ve derdi olanın yüzü güldürülmeye çalışılıyor.Ve nitekim işe de yarıyor.Neden çünkü arkadaşın seni yıllardır tanıyor nelere gülüp nelerle dalga geçip eğleneceğinizi biliyor ve kendini iyi hissetiriyor.Kimseyi bilmem ama benim arkadaşlarım tam böyleler.Hep yanımdalar her aradığımda beni dinlerler objektif olurlar hatamı söylerler asla gaza getirmezler olması gerekeni söylerler.Onlar benim kıymetlim.Eminim ki onlar da benim için böyle derler çünkü sevgi karşılıklıdır ve arkadaşlıklar paylaştıkça güçlenir.Seviyorum sizi kızlar

29 Ocak 2011 Cumartesi

Acilen toparlanmalı

Her haftam haftada 2 ,5 gün okul kalan günler (cumartesi dahil)iş ile geçerken kendimle ilgili hiçbir şey yapmadığımı farkettim.Bu kadar yorgunlukla ne yapılabilinir ki arkadaşlarımı bile adam gibi göremez oldum.Ve çok mutsuzum çünkü bu tempo beni fazla yoruyor.Bugün eve geldiğim de film izlemeye karar verdim ve çok uzun zamandır izlemek isteyip aceleye getirmeden izlemek istediğim film olan Sex and the City 2 i izledim.Tek kelimeyle Mükemmeldi.İzlediğim 2 saat boyunca ne okulu ne finalleri ne özlediklerimi ne ölümü ne işi ne yorgunluğumu ne rutinliğimi ne ne ne ve nelerden oluşan hiç birşeyi düşünmedim.Beni aldı başka diyarlara götürdü.Tatile ihtiyacım var buna karar verdim.Benim gibi kendini yorgun ve bitkinseniz mutlaka sizde izleyin.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Ayılana gazoz


Pazar günü çok sevdiğim arkadaşlarım Ayşin,Tuçe ve Aydan ile biraz eskilere dönelim hamama gidelim dedik.Hamam sefaları annelerde anneannelerden anlatıla anlatıla bitirilemez.Bi gidip görelim dedik ve bunun için 300 yıllık olan Cağaloğlu hamamını tercih ettik.Hamam kültürü herkesin yaşaması gereken görmesi gereken bir yer bunu kesinlikle söyleyebilirim.Zaten ölmeden önce görülmesi gereken 1000 yer arasında gitmiş olduğumuz hamamda yer alıyor.Hamamın tarihi ve mimari yapısı bir yana içerideki bayanlar bana eski İstanbulda yaşıyormuşum gibi hissettirdi.Çıkınca içtiğimiz gazoz da hamam sefamızın son noktasıydı.Gidin gezin görün.Ölmeden görmem gereken 999 tane yer kaldı bakalım sıra nerede:)

29 Aralık 2010 Çarşamba

2011 Hazırlıkları
















Yılbaşı heyecanı içimizde yaşandığı kadar ,sokaklara,mağazalara caddelere yansımış durumda.Bazı semtlerde öyle güzel süslenmişki insan bu heyecandan kendini alamıyor.Nişantaşı tabiki bu konuda en iyi hazırlanan semt.Ortada kocaman bir yılbaşı ağacı,kadın motifleriyle süslenmiş yılbaşı süsleri ve en güzeli noel babanın kullandığı fayton.Geyikler yerine atlar var ama o kadar güzel bir görüntü var ki görülmeye değer.Mağazaların değişik ışıklandırmaları sokaklarda yukarılardan sarkan hediye paketleriyle,kırmızı halılarla tam bir şölen havası yaratılmış.Vakko'nun süslemesi beni en etkileyen oldu.Burada resimde ki mağaza bağdat caddesindeki Vakko olmasına rağmen tüm Vakkolarda aynı konsept uygulanmış.Size tek tavsiyem gidin görün yaşayın:)

26 Aralık 2010 Pazar

Merry Christmas and Heppy New Year

Bilindiği üzere 25 Aralık İsa'nn doğumudur.Ve bugünde noel bayramıdır.Dün noel bayramı sevgi coşku ve iyi niyetlerle tüm yurtta ve dünyada kutlandı:)Ve haftaya da yeni yıla giriyoruz.Yeni yıl hediyesi ne alacağımız konusuda her senenin gündemini meşgul eden bir konudur.Geçenlerde iş yerindeki mükemmel arkadaşlarım Deniz ve Esra ile Harbiye Ordu Evinde yapılan hediye fuarına gittik.Ufak sempatik hediyelerle dolu çok güzel bir fuardı ve yıl sonuna kadar devam ediyormuş.Ayrıca giriş ücretsiz.Fuarda incik bocuktan organik sabun ve ürünlere ,çeyizlik eşyalardan,pratik ve yaratıcı ev ihtiyaçlarına,örme eşyalara ve çok daha fazlasını bulabilrsiniz.Ben gitim gezdim gördüm.Herkese de tavsiye ederim.Yeni yılda herkese ufak tefekte olsa hatırlamak ve armağan almak hem sizi hem karşınızdakini çok mutlu edecektir.2010 güzel bir seneydi ama 2011de çok daha güzel,sağlık dolu ,mutluluk,aşk ve bereket dolu günler katlanarak peşinizden gelmesi dileğiyle..